|
|
1/20/2009 Genelkurmay başkanlığı, intihar ettiği öne sürülen emekli albayla ilgili resmî bir bildiri yayınladı. Bildiri şöyle: 1. Son zamanlarda, bazı basın ve yayın organlarında, sözde bir itirafçının ifadelerine dayanarak, 10 Nisan 1998’de Serik/ANTALYA’da teröristlerle girdiği çatışmada bakıma muhtaç Malul Gazi olan, Emekli Jandarma Albay Abdülkerim KIRCA ile ilgili olarak suçlayıcı haberlere yer verilmiştir. Dün Emekli Jandarma Albay Abdülkerim KIRCA’nın evinde intihar ederek vefat ettiği öğrenilmiştir. 2. 16 Ocak 2009 tarihli Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı’nda belirtildiği üzere, yargılama sürecinde sorumlu ve duyarlı olması gereken kesimlerin özen ve hassasiyeti göstermesi gerekirken, kişi ve kuruluşların âdeta yargısız infaz edilerek suçlu ilan edilmesi, temel insan haklarına aykırı olduğu gibi hiçbir hukuki ve ahlaki kuralla da bağdaşmamaktadır. Artık, yetkili ve sorumlu makamlar ile sağduyulu medyanın üzerlerine düşen görevleri yerine getirmek üzere söylem yerine gerekli tedbirleri alma zamanıdır. Kamuoyunun takdirine sunulur. Kaynak Genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanları, Genelkurmay karargahındaki bütün subayları da alarak, emekli albayın cenaze törenine katıldı ve bu davranışları ile emekli albayın yaptığı herşeyi onaylamış olduklarını bildiler. Bu da bildiride sözü edilen "suçlayıcı haber"lerden biri: JİTEM itirafçısı Aygan, 10. Cumhurbaşkanı Sezer tarafından ‘Devlet Övünç Madalyası’ verilen emekli binbaşı Kırca’nın ‘3 kişiyi diz çöktürüp kafalarına yakın mesafeden ateş ederek öldürdüğünü’ gördüğünü anlattı. ERGENEKON'UN ölüm kuyularıyla ilgili Star'ın gündeme getirdiği iddiaların ardından 'kayıp aileleri' bir bir ortaya çıkarak 'mezarlar açılsın' başvurusu yaparken, 1994 yılında oğlu "kaybedilen" Diyarbakırlı bir baba, şok iddialarda bulundu. Oğlu Murat'ı öldürdüğü iddia edilen ve hakkında savcılığa şikayette bulunduğu JİTEM Diyarbakır Grup Komutanı Abdülkerim Kırca'ya 23 Aralık 2004 günü Cumhurbaşkanı Sezer tarafından 'Devlet Övünç Madalyası' verildiğini söyledi. İzzettin Aslan, oğlu Murat'ın 10 Haziran 1994 günü elektrik faturası yatırmak için evden çıktıktan sonra bir daha dönmediğini belirtti. GÖRGÜ tanıklarının "evinizin iki sokak ötesinde beyaz bir otomobile zorla bindirilip götürüldü" dediği oğlunun izini 10 yıl sonra bir televizyon programında bulduklarını belirten baba İzzettin Aslan şöyle konuştu: 11 Mart 2004'te bir televizyon kanalında eski bir PKK itirafçısı anılarını anlatırken ‘Diyarbakır'da Murat Aslan isimli bir genci Binbaşı Abdülkerim Kırca'nın emriyle aldık. JİTEM merkezinde işkenceyle sorgulandı. Silopi'ye bağlı Çukurca köyünün yakınındaki mezarlığın altında bir dere yatağında yakılarak öldürüldü’ dedi. EŞİNİN televizyonda bu konuşmayı duyduğu anda bayıldığını belirten İzzettin Aslan "Evde herkes şok içindeydi. hemen şikáyetçi olduk ancak Kırca'nın ifadesi bile alınamadı. İtirafçının tarif ettiği yere gittim, köylülerle konuştum. Olayı doğrulayanlar cesedin mezarlığın hemen dibine gömüldüğünü söylediler. Silopi Cumhuriyet Savcılığı'na başvurdum. Mezar açılırken başında durdum. Yapılan DNA testinde sonuç yüzde 99.99 oğlum olduğunu söyledi" diye konuştu. CEZA almasını bekledikleri Kırca'yı yıllar sonra dönemin Cumhurbaşkanı Sezer'den 'Devlet Övünç Madalyası' alırken gördüklerini anlatan baba Aslan "PKK itirafçısı, Murat'ı o zaman binbaşı olan Kırca'nın öldürdüğünü söylüyordu. Şikáyetçi olduk ama 4 yılda ifadesi dahi alınmadı. Kırca'yı tanımam. Ama bir kere televizyonda gördük. Cumhurbaşkanı Sezer madalya takıyordu" dedi. Aile, Kırca hakkındaki şikayetlerine cevap alamayınca dosyayı 2008'de AİHM götürmüş. Kırca infazları İtİrafçI Aygan, star'a Abdülkerim Kırca dönemi infazlarını da tek sıralamış ve gömüldükleri yerleri anlatmıştı. İşte Aygan'ın isim isim verdiği infaz listesi: İdris Yıldırım: Silopi'den alınıp Elazığ timine götürüldü, orada boğularak öldürüldü ve çuvala konuldu. Elazığ-Baskil yolu kenarında bir ufak dere içerisinde yakıldı. Bu olayda Grup Komutanı, Kemal Emlük ben ve Elazığ timi vardı. Servet Aslan: Siirt'in Eruh ilçesinden olan Servet Aslan'ın babası Diyarbakır'daki Kredi Yurtlar Kurumu'nda bekçiydi. Bu kişi de yine aynı yöntemle alınarak infaz edildi. Edip Aksoy, Sıdık Etyemez: Bunlar infaz edildiler. Öldürüldükten sonra Silopi ile Cizre arasında bir dere yatağında gömüldüler. Ahmet Ceylan: Diyarbakır'da Yenişehir içerisinden alındı. İşkenceyle bilgi alındıktan sonra infaz edildi. Şahabettin Latifeci: JİTEM'e getirildi. Orada Şehmus kod adlı uzman çavuş tarafından boğularak öldürüldü. Bu şahsın cenazesi de çuval içinde Silvan-Diyarbakır yolu üzerindeki bir süt fabrikası veya yoğurt fabrikasının arkasına atılmıştı. Mehmet Salim Dönen: JİTEM'e getirildi. JİTEM'de üzerinden 7 bin Mark çıktı. Bu Marklar tabi Abdulkerim Kırca tarafından alındı. JİTEM'e televizyon alındı. Bu kişi de işkenceyle öldürüldükten sonra cesedi atıldı. İhsan Haran: JİTEM'de sorgulandı ve infaz edildi. ŞOK iDDiA ANTALYA Serik’te PKK operasyonunda yaralanarak gazi oldu denilen Abdülkerim Kırca hakkında, PKK ve JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan şok bir iddiayı daha gündeme getirdi. Aygan ''O dönem PKK'lı Sait Çürükkaya'nın eski ekibinden kaçtıktan sonra JİTEM'de çalışmaya başlayan Serpil T. üniversitede hemşirelik okuyordu. Kırca'nın Serpil ile ilşkisi vardı ve çok açık yaşıyordu. JİTEM bu durumdan çok rahatsızdı. Kırca, Ankara'ya tayin edildikten bir süre sonra Antalya'ya gönderildi. Toros dağlarındaki bir operasyonda yer alan Kırca burada vuruldu. Omuriliğinden vurulan Kırca adeta cezalandırıldı. Halen tekerlekli sandalyeye mahkum yaşıyor. Daha sonra Kırca'nın akrabaları ve JİTEM içinden bazı kişiler Kırca'nın JİTEM tarafından cezalandırıldığını söylediler'' iddiasında bulundu. Kaynak 1/17/2009
Âkil adamların bir araya geldikleri ve devlete sözüm-ona danışmanlık yaptıkları anlaşıldı!
Onlara bakarsan, emeklisi, emeksizi, aziz vatanın geleceğini düşündükleri için, sırf hasbîlik olsun, vatana hizmet olsun diye, biraraya gelirler, toplantılar yaparlarmış! Fakat bunun, derin devletin yasama organı olduğu kuşkusuz. Bir de bunun "icra komitesi" olması gerekir. "Talat Paşa Komitesi" isimli kurum bu komite(lerden biri) olabilir mi?
Şimdi onlar ve onların basındaki maşalarını bir telaş almış ki, varlığını böyle bir toplantıya borçlu olan Akşam'ın yeni genel yayın müdüründen(*) tutun, Ertuğrul Özkök'e kadar, ne kadar "devrimin basın eri" varsa, hepsi bu Danışma Encümenini savunmaya ve onun sistemle, rejimle, korporatizmle, Kemalizm'le, ve onun bekası için kurulmuş tonla örgütten biri olan Ergenekon ile alakası-ilgisi olmadığını kanıtlamak için kolları sıvamış durumdalar.
Hele kazı devam etsin, bakalım daha ne silahları çıkacak korporatizmin ortaya!
Bu arada dizi değil dökümanter olduğu her gün biraz daha belirginlik kazanan Şubat Soğuğu'ndaki sigara meraklısı heyet'i hatırladınız mı?!
Encümenciler nerede toplanıyorlardı acaba? Üzerinde heykeller olan lamba direkli bir salonda mı?
------
* Bu zat, açıklamardan bir gün sonra, bu oluşumu şöyle savundu. 1/13/2009 Bu şahıs Lübnan savaşı sırasında da Hizbullah için "İslamiyetin 1400 yılda geldiği zirve noktası" demişti. Şimdi de Hamas'ı "müslüman" örgüt olarak savunuyor: http://www.haber7.com/haber/20090112/Neden-Hamas.php YouTube'da Hamas'ın, kendi düğünlerinde şarkı söyleyen Filistinlileri nasıl kurşuna dizdiğini gösteren filmler bile bu örgütün müslümanlıkla uzaktan yakından ilgisi olmadığını göstermeye yetecek iken, İslam alimleri, bu canlı bombaların neo-Harici fitne oluğunu açık açık söyler ve Filistin davası diye ortaya sürülerek bütün bölgeyi savaş alanına çeviren, geçen yıl Lübanlı bu yıl Gazzeli Arapların katliama tutulmasına sebep olan dava için "Olmaz olsun öyle dava!" derken, Ali Bulaç'ın hala Zaman gazetesinde ne işi olduğunu merak ediyorum. Ama bir türlü tatmin edici bir cevap bulamıyorum.. 1/10/2009 Bu Memleket’in idaresinin illa billa KENDİLERİNDE OLMASINA: kendilerinde kalmasına müthiş bir izansızlık ve küstahlıkla (silah zoruyla) ‘iman etmiş bulunanların’ ya safında olmak lâzım, ya da ‘safında’- Utanmaz/arlanmazlığın sınırlarının bu denli yüzümüze/gözümüze baka baka değerli kardeşim, ihlâl edilmemesi lâzım! Tamamı 1/9/2009 Amazon sayfası El Fetih ile Hamas arasında bölüşülmüş bir Filistin.. Birisi İran-Suriye Itilaf kuvvetlerine bağlı, diğeri "ılımlı Arap ülkelerine" dayanan, iki Filistin. Bunlar, Mustafa Kemal Paşa'nın değil, Enver Paşa'nın manevi torunlarıdır. Talat Paşa'nın, Yakup Cemil'in, İsmail Canbolat'ın, Bahattin Şakir'in, Doktor Nazım'ın torunlarıdır. Onlar seçim sevmezler, Babıali'yi basarlar, Harbiye Nazırı'nı vururlar, hükümeti istifaya zorlarlar, iktidara el koyarlar. Sonra da Ermeni öldürürler. Gene öldürdüler, üstelik savunma bakanını da herhalde vurmayacaklardı ama bu kez başaramadılar. Bugün zor durumda olanların manevi dedeleri Atatürk'ü de hiç mi hiç sevmezlerdi. Kaç kere öldürmeye kalktılar! On iki, tam on iki suikast tertiplendi Atatürk'e karşı, on iki! Daha Selanik'te, sonradan Ankara valisi olacak, İzmir suikastı nedeniyle de asılacak ünlü tetikçi Abdülkadir, Atatürk'ü öldürmeye kalkmıştı... Abdülkadir, hani şu gazeteci katili, Ahmet Samim'i Bahçekapı börekçi fırınının önünde vuran tetikçi... Polis onu arar gibi yaparken o sığındığı karakolda komiserin ısmarladığı orta şekerli kahvesini içiyordu. Darbeciler onun torunlarıdır. Ergenekon örgütü, Atatürkçü değildir. Ergenekon, faşist bir örgüttür. Tamamı Kemalist ideoloji, esasen Mustafa Kemal'in ve İnönü ile ekibinin katkıları ile oluşmuş bir harmandır; ve temeli İttihat ve Terakki ideolojisidir.. Ama "gazeteci ağzı ile" işin özüne inen bir yazı, heyecanlı oluyor! 1/8/2009 The term "smuggling" does not do justice to the problem of the Philadelphi corridor, and indeed, of the entire length of the Egyptian-Israeli border. Of course, some of the cross-border smuggling, overland or by tunnel, involves contraband and drugs—economic smuggling that occurs across all borders (and all of Israel's borders). But in Gaza, this smuggling has a strategic dimension. It involves the illegal importation into Gaza of significant quantities of arms and materiel, on a scale sufficient to turn Gaza into launching pad for ever-deeper attacks against Israel proper. Armed militias, awash with illegal weapons, could also undermine the balance of forces within Gaza itself, creating a situation of near-chaos and dangerous spirals of terrorist attacks and reprisals. Kaynak 1/7/2009 AB reformları öncesi MGK, 27 Mayıs düzenlemeleri ile ceberrut vesayetçi devlet'in, bürokrasiyi de, seçilmiş siyasetçileri de, akademiyayı da, iş dünyasını da denetlediği merkez kurumdu. O tarihte Radikal gazetesinde gizli yönetmeliği yayınlanan MGK'nın, 38 bin personeli olduğu ifade edilmişti.. Ki aynıtarihte bütün daire ve kurumlarıyla Başbakanlıkta 22 bin kişi çalışıyordu, denilmişti. Bu kurumun sözüm-ona sivilleştirmeden önce şimdi bir kısmı günışığına çıkan Ergenekon gibi örgütcükleri denetlediği, bazı işleri doğrudan yürütürken bazıları bu taşeron oluşumlar eliyle yaptığı kanaatı epeydir var. Şimdi eğer mahkeme becerebilirse, bu adamlardan gerçeği öğrenebilir.. 1/5/2009 “Nothing is more devastating to a messianic movement than defeat.” -- Tarihçi Michael Ledeen (Kendisini kurtarıcı sayan bir hareket için, mağlubiyetten daha yıkıcı bir şey olamaz.) 1/2/2009 Türkiye'nin nüfusunun etnik köken dağılımı şöyle: - Türkler 52 milyon 826 bin - Kürtler 15 milyon 426 bin - Araplar 1 milyon 839 bin - Çerkesler 910 bin - Farslar 620 bin - Azeriler 542 bin - Gagavuzlar 410 bin - Pomaklar 331 bin - Bulgarlar 328 bin - Lazlar 151 bin - Gürcüler 150 bin - Tatarlar 126 bin - Boşnaklar 101 bin - Ermeniler 76 bin - Karakalpaklar 74 bin - Arnavutlar 66 bin - Romanlar 66 bin - Abhazlar 43 bin - Osetler 37 bin - Süryaniler 28 bin - Rumlar 14 bin - Museviler 13 bin - Keldaniler 300 Kaynak Kaynak: Taraf gazetesinin 2 Ocak 2009 sayısı..
|