Hakki's profileSemiosisPhotosBlogLists Tools Help

Blog


    11/28/2008

    Ergenekon'un altından da Çapanoğlu çıktı!

    image

    Kaynak

    Bu adamı gözü tutan var mıydı bilmem; ama AKP kapatılırsa kuracağı partiye halkın oyvereceğini sanmak ahmaklığı bir tarafa, bütün gelişiminde açık ve seçik sırıtan Kemalist Korporatizm bağlantısı, sanırım bundan sonra adının anılmasına engel olur!

    11/20/2008

    Siyasetçiyle dostluk nereye kadar olabilir?

    Prof. Dr. Hayrettin Karaduman, Başbakan R. T. Erdoğan'ı "konayan" gazetecilerin, yazarların dostluğunun "pazara kadar" olduğunun anlaşıldığını söylüyor.

    image

    Kaynak

    ".. İktidarın ve özellikle Başbakan'ın bazı eski dostları onu terk ediyor, ona karşı cephe alıyorlarmış…

    Bence bu olayın doğrusu şudur:

    O bazı dostlar ne iktidarın ne de Başbakan'ın dostları idiler; onların dostu kendi davaları, düşünceleri ve amaçları idi. Akparti iktidarını buna yakın gördükleri sürece tuttular, uzaklaştığı zan ve kanaatine vardıkları anda ise dostluğun pazara kadar olduğunu ortaya koydular. ..."

    Affedersiniz sayın hocam; ama bir siyasetçi ile dostluk başka türlü nasıl olabilirdi, acaba? Kara kaşına ve kara gözüne duyulan muhabbetten mi kaynaklanabilirdi acaba fikir adamı veya gazete yazarı ile profesyonel siyasetçinin ilişkisi? Elbette pazara kadar olur bu dostluk. Eğer ben bir kaç arkadaşımla toplum kaynaklarını kendi ideolojimize, kendi fikriyatımıza göre bölüştürmek üzere harekete geçsek ve bu amaçla bir parti kursak, elbette o zaman bu arkadaşlardan beni kolay kolay yalnız bırakmamalarını beklerdim.

    Ama R. T. Erdoğan, halktan bir programı ortaya koyarak yetki almış bir siyasetçidir. Bu programın bir milimetre dışına çıktığı anda, velev ki bu daha geniş yetki almak için bir taktik uygulama olsun, onu eleştirmek gerekir. Eleştirmek gerekir ki belki yeniden programın sınırları içine döner ve kaybettiği cesareti yeniden toplar.

    Yoksa babamın oğlu mi R. T. Erdoğan ki onunla pazara kadar değil, mesela ölümüne kadar dostluk edeyim?

    Ne kadar AB reformları, o kadar sevgi!

    Ne kadar sosyal barıştan yana tutum, o kadar saygı.

    Ne kadar İttihat ve Terakki ve Jön Türk aleyhtarlığı, o kadar destek.

    Ne kadar TSK'yı sivil siyasete saygılı hale getirme cesareti, o kadar bağlılık!

    Pazara kadar yani ilişkimiz.. Başka türlüsü de olamaz..

    Sizin de R. T. Erdoğan ile başka bir yere gidebileceğinizi sanmam!

    Bu adamlar elbette Ergenekon'u savunur...

    elbette Özal Devrimlerini durdurur, AKP'yi AB yolundan çevirir, Internet'i denetim alına alır, bağımsız basını yok ederler..

    image

    Kaynak

    Böyle bir kaynağı kim elden kaçırmak ve sivil denetim altına girmek ister?

    11/15/2008

    Korkaklığınızla bile alay ediliyor!

    ... Bu konuda ilk işareti Süddeutsche Zeitung‘da, 24 Ekim’de çıkan bir yazıda Anaysa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’tan bir alıntı var. Kılıç “AYM bizzat Anayasayı ihlal etti. Meclis’in yetkisini gasp etti” diyordu. Haberi yazan gazeteci de ‘Açıklanan karar liberal anayasa hukukçularının haklı çıktığını gösterdi’ değerlendirmesini yapıyordu.

    Bekledim.

    Hukuk kültüründen ziyade ekonomi öğrenimli, siyasi eğitimleri bilinen Kılıç’ın niyeti çok geçmeden ortaya çıktı. Anayasa’nın değiştirilmesi önerilemeyecek maddelerinin tartışmaya açılmasını istiyordu. Bunu açıkça ortaya atmaktan çekinmiş olduğunu kendisi söyledi. Ama sözcülüğünü o göreve getirdiği Osman Can isimli raportör yaptı.

    Bu defa AKP iktidarı kolay oyuna gelmeyeceğini gösterdi. Türban ve laiklik konularında yaratılan karşı devrim girişimine sahip çıkıp, hem kendi başını hem de ülkenin başını hemen derde sokmak istemediğini belirtti.

    Başbakan Yardımcısı Cemil Çicek, Radikal’e parti olarak bu tartışmalara girmek istemediklerini belirterek, “Anayasa’nın ilk üç maddesiyle Devrim Kanunları’na hiç dokunmadık... Bu tartışmalarda yeni gerginliklere meydan verilmemeli. Biz taraf olmayız” dedi.

    Bu yaklaşım umarım ‘hayırlara vesile’ olur. Ülke bir kere daha, sonu nerede noktalanacağı bilinmeyen bir ‘karşı devrim girişine karşı mücadele alanı’ haline gelmez. AKP iktidarına atfedilen ‘Milli Görüş’ kaynaklı, gizli niyetlerin hâlâ gerçekleştirilmesine çalışıldığı inancında olanları haklı çıkarmaz.

    --Mehmet Ali Kışlalı

    Kaynak

    11/10/2008

    "Askeri ve sivil bürokrasi yeni yöntemler geliştirmeye başladı; başbakan da tuzağa düştü"

    Prof. Nevzat TARHAN

    20080608070600.jpg

    Gizli Komitelerin yeni ikna yöntemi

    ... Askeri stratejistler sivil otoriteyi yok sayarak, mesafeli durarak kurulu düzenin devamı taktiğinden vazgeçtiler. Toplumun tepkisi ve terör konusunda başarısızlıklar ve Ergenekon davası yöntem değiştirmeyi zorunlu kıldı. 

    Değişimin ilk işaretleri Bakanlar Kurulu’nda brifing verilmesiydi. Herkes ‘Ha şöyle’ dedi. Gözden kaçan şuydu, asker kendini hatalı görüp özür dilemedi, sadece ikna metodunu değiştirdi.

    Korkutarak sonuç alamayacağını anlayan kurmay zekası, övüp yücelterek sonuç alma yöntemine karar verdi. 

    Siyasi iktidar resepsiyona gelmeyen, eşli davet vermeyen, törende sırtını dönen, sivili küçük gören, İslamofobisi olan askeri bürokratların soğuk tavırlarından bıkmıştı. Paşaların iki alkışından kendini feda edecek ‘Akıncı ruhu’ oyuna gelmeye başladı. ....

    Tamamı

    11/8/2008

    Güya öyle dememişmiş.. Peki ne demiş?

    Başbakan "Ya sev, ya terket" dememiş; peki ne demiş:

    "... güya ben Hakkari'de (Ya sev ya terk et) demişim. Bu ifadenin tam karşısında olan birisiyim. Bu ifadenin patentinin MHP'ye ait olduğunu biliyoruz. Bu ifadeyi ben kullanmadım. Benim kullandığım ifade şudur; (Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Abhazıyla biz birbirimizi seveceğiz) dedim. (Bizi birbirine bağlayan bir üst kimlik var. Bu üst kimlik Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır) dedim. (Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ile birbirimize hep birlikte bağlanacağız) dedim. (Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet) dedim. Buna karşı olan var mı? (Buna karşı olanlar varsa, bunu beğenmeyenler varsa, onlar buyursunlar beğendikleri yere gitsinler) dedim. Söylediğim bu."

    Peki bu "ya sev, ya terket" demek değil midir? Nasıl söylenir bu laf eğer MHP gibi, edepten uzak bir faşizm edebiyatı yapmayacaksan?

    Üst kimlikte birleşmek, ancak alt (gerçek. birincil) kimlikleri tanınan insanlar arasında yapılan bir "polity" ittifakıdır.

    Bu ittifak, Kurtuluş Savaşı denen Osmanlı'nın son savaşlarında yapılmıştı. Ama bu savaşların sonunda bu savaşları yapan koalisyonun Türk ortağı Osmanlı'yı yıkmayı ve yerine koalisyon ortaklarına ortaklık tanımayacağı bir başka "polity" kurdu; adına da Türkiye Cumhuriyeti dedi. Sen de biliyorsun, ben de biliyorum ki, bu "polity", bu "republik", Türklerin bir kurumudur ve tamamen ve tamamen ve sadece Türklerin yönetimindedir; Türkler bu kurumun yönetimine ve diğer müslüman unsurları, ne diğer etnik unsurları ortak etmemişlerdir.

    Sayın Başbakan, bu sözünün ne anlama geldiğini en iyi TSK'nın başborazanı dinleyerek anlayabilir!

    Ne diyor adam:

    ".. Sanıyorum, son seçimlerden bu yana yaşanan birçok gelişme (özellikle Anayasa Mahkemesi’nın partisiyle ilgili kararı) Erdoğan üzerinde, sağduyuya dayalı etkiler yapmış olmalı. Erdoğan’ı yeni Genelkurmay Başkanı’nın, TSK kırmızı çizgileriyle ilgili bilinen açık tavrının da etkilemiş olması olasılığı kimseyi şaşırtmamalı..."

    Haksız mı? Anayasa mahkemesinde kapatma davası açılalı AKP başka bir parti, Erdoğan başka bir başbakan olmadı mı?

    Kemalizm (Derin devlet), Şii-Sünni ayrımı kartını oynuyor

    image

    KAYNAK

    Yolsuzluk dediler tutmadı.. Anayasa mahkemesi dediler, olmadı. "Kıbrıs'ta  canlarına okuruz!" dediler, beceremediler. İşçi-memur zammını kullanmaya kalktılar; sendikacıları çürük çıktı.

    Şu anda işleyen tek çark, PKK'larını kullanmak... Elhak güzel kullanıyorlar; Kürt bebelere içi insan dolu belediye otobüsünü yaktırtmaya kalkmak dahil!

    Ergenekon'u delmek için ellerinden geleni yapıyorlar; genelkurmay başkanının ağzından soruşturmaları ve mahkemeyi hafife almak ve sanıkları Türk Silahlı Kuvvetleri adına resmen ziyaret etmek dahil! Bir yerden onun da kulpunu bulacaklar.. Henüz oyunları bitmedi!

    Şimdi ülkedeki Şii-Sünni ayrımını körüklemeye ve Alevi yurttaşları ajite ederek, mezhep barışını yok etmeye karar verdiler.

    Gerçek (dindar veya kültürel) Alevilerkarışmıyor ve kenardan bakıyorlar; ama Marksist örgütler eliyle Alevi insanları sokağa dökmeyi başardılar. Gösterilerde polisleri tahrik ederek bir kaç Aleviyi öldürtebilirler ve hatta mesela Sivas-vari bir katliam çıkartabilirlerse, keyfelerine diyecek olmayacak.

    Sanıyorlar ki, bu milletin soracağı bütün hesap bu göstermelik Ergenekon mahkemesi gibi olur!

    Yanılıyorlar.

    Feci şekilde yanılıyorlar.

    Çok yakında, bir iki seçime kalmaz bütün rejimleri başlarına geçecek..

    Bunu hiç beklemiyorlar.

    Fehmi Koru'ya değil, bu tabloyu düzeltmek üzere gelip, şimdi boş kovan toplayanlara yazıklar olsun..

    image

    Kaynak

    "40 yaşın altında olan başörtülü bayanlar içeriye alınmadı..." Kim bu bayanlar? Oğulları askere giden anneler.. Alınmadıkları yer neresi? Kendi paralarıyla kurulan askerî hizmet alanları.. Alınmadıkları tören nedin? Askerlik hizmetine başlayan oğullarının yemin töreni!

    Fehmi Koru, AKP'yi ve lideri Tayyip Erdoğan'ı ABD'de başkanlık seçimini kazanan sol-eğilimli, kürtaj yanlısı, ağır vergi şampiyonu 20 yaşında ismini değiştirmiş Barack Obama'ya benzetirken sadece, onun gibi, mevcut düzeni değiştirme ve sistemin ikinci sınıf insan muamelesi yaptığı gerçek halkı, birinci sınıf vatandaş durumuna getirmek iddiasına atıf yapıyordu.

    Ben Bush'un Erdoğan'ın şu anda merkeze kaydığı ve halka verdiği sözleri, halkın ona yüklediği misyonu teker teker unutup, Kemalist Korporatizm'le uzlaşma fırsatı arayan bir  siyasetçi haline geldiği gibi, bir kayma içinde olduğuna inanmıyorum. Ama Fehmi Koru, ABD'de zencileri ikinci sınıf olarak tutmaya kararlı bir merkez vehmediyor ve Bush'u bu merkezin adamı olmakla niteleyerek, Erdoğan'ı da Türkiye'de halkı ikinci sınıf olarak gören, onları bir koyun sürüsü gibi gütmenin bizzat halkın çıkarına olacağına inanan Korporatizm'in safına geçmekle suçluyordu.

    Bush benzetmesi (ortada benzetilecek bir şey olmadığı cihetle) bir yana bırakılsa bile, AKP'nin, bu ikinci döneme "kapatılmamak için çaba gösteren" bir parti olarak girdiği yalan mı? Kapatılmamanın faturası, bu partinin hacir altına alınması, parlamento çoğunluğunu kullanamaması ve halka söz verdiği demokratik anayasa değişikliğini yapmamaz hale gelmesinden başka bir şey midir?

    Bir tarafta, kimbilir ne eksikliğinden, mutlak iktidarın mutlaka yozlaştırdığı ve çürüttüğü tezini doğrulayan yolsuzluk iddiaları.. Bir tarafta, Şemdinli'den başlayan ve şimdi Ergenekon'dan geçeceği anlaşılan TSK ile uzlaşma arayışları.. AKP bu eleştirileri bile "Biz bize benzeriz!" şeklindeki Kemalist Korporatizmin ideolojik yaklaşımlarından birini benseyerek karşılıyor! Ne fark kalmış AKP ile sıradan bir korporatist parti arasında?

    Belki Mesut Yılmazların, tansu Çillerlerin, teknik kadroları daha yetenekli idi!

    Ama AKP'yi farklı yapan, halk-merkez, Korporatizm-Demokrasi denklemlerinde halktan ve demokrasiden yana olmaktı.

    Hani nerede bunun gereği olan anayasa değişikliği çabası?

    Bırakın bu çabanın yokluğunu, AKP yöneticileri çağrıldıkları militarist gösterilerde yerden boş mermi kovanı topluyorlar!

    Bırakalım Obama-Bus benzetmesini, ama AKP, sonunun ABD'deki Cumhuriyetçi Parti gibi olmasını istemiyorsa, halkın kendisini oraya neden getirdiğini oturup yeniden düşünmelidir.

    11/6/2008

    Her şakamızda bir gerçek gizlidir!

    image

    Kaynak

    Akşam gazetesininhaberine göre başbakanın zamansız ve gereksiz Eğirdir komando okulu ziyaretinde (bu ziyaret ve brifinlglerin 28 Şubat brifinglerinden farkı ne acaba?) başbakan yardımcısı Cemil Çiçek, militarizmi depreştiği için veya askerlere yağcılık olsun diye yerdeki boş G3 kovanlarınını toplamaya başlamış!

    Genelkurmay başkanı İlker Başbuğ da bu durumu görünce şaka yapmış:

    "Aman iyi sakla, Ergenekon"dan içeri girersin!"

    Yani, Başbuğ'a göre Ergenekon'dan içeri girmiş olanlar böşle "sudan" sebeplerle, dağda bayırda topladıkları boş kovanlardan dolayı içeri alınmış oluyor. Öyle mi?

    Cezaevindeki emekli subayları muvazzaf bir subaya ziyaret ettiren Başbuğ'un, Ergenekon'a bakış açısı bu ise.. Yakında Ergenokon davası da aynen Şemdinli davasına döner!

    Sayın Öz; Şemdinli Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın izini tespit edip, hayatınızı idame için ne gibi seçenekleriniz olduğunu öğrenmeye başlasanız, iyi olur!

    AKP, artık mahcur bir partidir, demiştik..

    Perihan Mağden, AKP'nin içine düşürüldüğü durumu özetliyor:

    ... Kapatılma Davası (hani Anayasa Mahkemesi’nin saygınlığına saygınlık, Adalet Ruhu’nun baygınlığına baygınlık katan Google Davası) AK PArti’nin kapatılmamasıyla sonuçlandığından beri, hatta Dava’dan itibaren Bir Sınıf Birinciliği’dir gidiyor Saygın Erdoğan’da....

    Tamamı

    11/4/2008

    ABD'de seçim sonuçları

    Amerika'da seçim gecesini, National Review sitesinden bir dörtlükle kapatıyorum:

    "Fight on, my men," says Sir Andrew Barton,
    "I am hurt, but I am not slain;
    I'll lay me down and bleed a while,
    And then I'll rise and fight again."

    Kaynak

    11/2/2008

    Cengiz Çandar'la...

    .. Voice of America’ya (Amerika’nın Sesi) bir program için uğradım. Çok eski dostlarla hasret giderdik. Hakkı Öcal, Taçlan Süerdem, Tanju Akerson, Hülya Polat... Aralarında en yenisi en az 25 yıldır Amerika’da. Kimisi Amerikan pasaportu taşıyor, kimisi ‘Yeşil Kart’...
    Bizim VOA Türkiye Bölümü’nün yıllardır değişmeyen bir özelliği bulunur.
    Tümü de sözleşmiş gibi Virginia eyaletinde otururlar. Kuzey Virginia’nın orasına burasına serpilmişlerdir. Washington’da çalışırlar,
    Virgina kırsalında yaşarlar.
    Aralarından biri, Demokratların 1964’ten beri Başkanlık seçimlerinde kazanamadığı, günümüzün ‘kırmızı’ yani ‘battleground state-muharebe alanı eyalet’lerinden Virginia’daki durumu anlatıyordu:
    “Bunca yıldır bu ülkede onca seçim gördüm. Hiç bu kadar siyahı oy kullanırken görmedim. Siyahlar genellikle oy vermekle filan ilgilenmezler. Şimdi Virginia’dan işe gelirken, kilometreler boyu, oy verme kuyruklarında bekleyen siyahları görüyorum. Bitti bu iş!”
    Amerika’da 30 eyalette ‘erken oy verme’ hakkı var. Virginia bunlardan biri. Virginia’da bu iş bitmişse, bitmiştir.
    ‘Nereden buldun o komik ismi’ diye sorulan adamın, dünyanın en güçlü ülkesinin tepesine ‘ABD’nin ilk siyah başkanı’ sıfatıyla oturmasına şunun şurasında 48 saat kaldı!

    Tamamı