Hakki's profileSemiosisPhotosBlogLists Tools Help

Blog


    11/22/2009

    Resimli Radyo veya Sarem’in Öyküsü

    image

    Amerika’nın Sesi’ni (VOA) ziyaret eden İngiliz radyocu James Cridland (james@cridland.net), ziyaretine ilişkin notlarını yayınladı:

    http://james.cridland.net/blog/the-power-of-radio-with-pictures/

    VOA mensuplarına radyonun geleceğiyle ilgili bir konuşma yapan James, notlarının bir bölümünde uzun yıllardan beri radyoda koridorda gördüğüm ama hikayesini hiç öğrenmediğim Sarem Neou’nun öyküsünü de anlatıyor. Khmer bölümü, Khmerce hinüz Unicode diller listesinde değilken, ulusal fontlarını Web’de kullanmaya çalıştığımız bir bölüm olarak benim sık sık birlikte çalıştığım bir ekipti. Belki de bu bakımdan notların bu bölümü bana ilginç geldi ve okumaya devam ettim.

    Uluslararası yayıncığın değilse bile ulusal radyoculuğun, sayısal radyo teknolojileri ileyeni bir aşamaya geçtiğini belirten James, Sarem’in öyküsünü anlatan bir sayfayı radyocuların Web yoluyla da aynı şeyi yapabileceğine örnek olarak veriyor, fakat bu arada yıllardır gördüğüm halde öyküsünü bilmediğim bir çalışma arkadaşımı bana tanıtıyordu:

    Ekip üyeleriyle bir süre sohbet ettikten sonra Chris beni Sarem’le tanıştırdı. Sarem, VOA Kher ekibinde çalışan Kamboçyalı, sessiz ve gülümseseyen bir kadın.Chris, hiç duygusal olmayan bir ifadeyle, Sarem’in öyküsünü anlatıyor: Evli ve iki kızı olan Sarem, ailesini Kamboçya’da bırakarak, Paris’e akademik çalışmalarını sürdürmek için gitti. 1976’da Kamboçya’ya döndüğünde, kocasını ve kızlarını aradı. Fakan onları hiç bir zaman bulamadı, tutuklanarak bir çalışma kampına gönderildi, Çok sonra, kocasının ve kızlarının Kızıl Khmerler döneminde öldürüldüğünü öğrendi.

    Sarem’in öyküsü, Khmerce, Amerika’nın Sesi Khmer Web sitesinde yer alıyor: http://www.voanews.com/khmer/2008-12-29-voa1.cfm. Sarem’le birlikte bu sayfadaki videoyu seyrettik. Gülümseyerek slayt gösterisinde düğün fotoğraflara işaret ediyordu, Kocasını, kızlarını, arkadaşlarını gösterdi.

    Dinlenmek üzere hazırlanmış bir program olarak, kuşkusuz harika ve duygulandırıcı bir eser: fakat fotoğraflar eklenince, insanı gerçekten duygulandıran bir deneyim ortaya çıkıyor. Herkesin önünde gözyaşlarımı bırakmanın yanlış olacağını düşenerek, dudaklarımı ısırdım ve enayice sorular sorarak, gördüğüm şeylerin anlamını düşünmemeye çalıştım.

    Bu öyküyü anlamak için Khmerce bilmek gerekmiyor. Flash videoyu seyrederken yanınızda kimsenin olmamasına dikkat edin, çünkü ağlamak için de Khmerce şart değil!

    11/13/2009

    Genelkurmay sitelerinden sonra yakında..

    Müneccimlik değil..

    Yıllar önce, 28 Şubat’ın sonlarına doğru şimdi ismini hatırlamadığım bir doçent adayı, 300 sayfalık, pırıl pırıl baskılı, acaip lüks ciltli bir kitap yayınlamıştı. Kitabın amacı, diniyle daha bilgisi kucaklaşma, inancını ifade etme özgürlüğüyle sermest,ve başka hiç bir amaçla değilse bile sadece kendi itikad zincirinin bir halkası olarak başkalarına örnek olma heyecanıyla dolu hale gelen aydınların sayısındaki artışın merkezci seçkinlerde yarattığı korkuyu istismar etmek ve “İran oluyoruz!”, “Sonumuz Cezayir gibi olacak!” ve benzeri korkuları tekrarlayarak, “Ordumuza güvenin. Sonuçta Türk Silahlı Kuvvetleri var. Bizi kurtarır; bunlara imkan vermez..” mesajını vermekti.

    Yayıncılığa biraz bulaşmış birisi, herhangi bir doçent adayının, hem de ilk kitabının böyle fiyakalı, böyle gösterişli bir baskıyla yayınlanmasının ve ve hem de hemen hemen bütün kitapçılarda bulunacak kadar çok bastırılmasının mümkün olmadığını bilir.

    Dünyanın en büyük vakıfları bile bunu size sağlayamaz.

    Müneccimlik değil… Turgut Özakman’ından, Alaaddin Parmaksızlara, Orkun Uçarından Burak Turnasına.. Nihai amacı Türkiye’yi batı iöttifakından kopartmak olan “Ulusalcı” söylemin romancı erlerinin hemen hemen tümünün eserlerinin, malum merkezin yayını olduğu ortaya çıkacak..

    Hep beraber göreceğiz. Hem de yakında..

    11/4/2009

    Kafası karışık müslüman entel örneği

    image

    Kaynak

    Soruyu sorun “conformist” kelimesinin anlamını bilmiyor diyelim.. Ama soru sorulan ve sorudan “conformist”lere çok kızdığı anlaşılan ve müslümanları bir çok alanda kınayabilecek kadar “aydın” olan zat biliyor mu?

    “Conformist,” özellikle Markistlerin yazılarında “toplumun hoşuna gidecek şekilde davranan” anlamına kullanılır; konfor (İng.: comforts, conveniences, Fr: confort) meraklısı demek değildir.

    İçkiyi bırakmayı, namaz kılmayı ve günahlardan kaçınmayı “hidayete ermek” diye niteleyen ve kendisini de "hidayete ermiş” sayan kişiden fazla bir şey beklememeli. Beklememeli ama merkez-sağ’da neden aydın yetişmiyor diye de kara kara düşünmeye devam etmeli.